Dostoyevski hakkında daha önce duymadığınız 12 bilgi

Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin hayatından kesitler şeklinde muhtemelen daha önce duymadığınız 11 bilgiyi sizler paylaşıyoruz.

Kitapları Rusya’da sabahları satılan piroşkiler gibi kapış kapış giden Dostoyevski emsali yazarlara göre 3 kat daha az para kazanıyordu. Örneğin sayfa başı Dostoyevski’ye 150 Ruble ödenirken Turgenyev 500 Ruble kazanıyordu.

İlk romanı ‘İnsancıklar’ı daha okuldayken yazmaya başladı.

Dostoyevski’nin kart oyunlarına karşı inanılmaz bir tutkusu vardı.

22 Aralık 1849 günü henüz daha 28 yaşındayken idam mangasının karşısına çıkarılan Dostoyevski, Çar I. Nikola’nın son dakika emriyle idamdan kurtuldu.

Dostoyevski onbaşı olarak beş yıl Kazakistan’da görev yaptığı sırada bir memur eşi olan Maria Dmitrievna Isaeva ile tanıştı ve evlendi. Tek taraflı olarak bilinen aşk, tüberküloz hastalığına kapılan Maria İsayeva’nın ölümü ile son buldu.

Daha sonra Dostoyevski, yayıncıların baskısı altında, birkaç hafta içinde yazmak zorunda kaldığı ‘Kumarbaz’ için tuttuğu, kendisinden 24 yaş küçük stenograf Anna Grigoryevna Snitkina ile 1867’de evlendi. 20 yaşındaki Anna, her konuda ona kol kanat gerdi. 

Tolstoy’un ‘Savaş ve Barış’ı Rusya’yı kasıp kavuruyordu. O da epik bir roman yazmak istedi; ‘Suç ve Ceza’ böyle doğdu.

Çarlık yanlısı Hıristiyan Dostoyevski, muhtemel ön gördüğü bir işçi devriminden sonra Rusya topraklarının sosyalist bir ideolojiyle yönetilmesi fikrinden hiç haz etmiyordu.

Mutluluğunu gölgeleyen iki şeyden biri giderek sıklaşan sara nöbetleri, diğeri ise üç yaşındaki oğlu Alyoşa’nın ölümüydü.

Yaşamının son yıllarına doğru, savunduğu dinsel ve ulusal değerleri somutlaştırmak için yazmayı planladığı beş ciltlik ‘Büyük Günahkar’a başladıysa da son kitabı olacak ‘Karamazof Kardeşler’i yazmayı ancak başardı.

28 Ocak 1881’de akciğer kanaması yüzünden öldüğünde cenaze törenine kırk bin yurttaş katıldı.

Son olarak, onun hayat üstüne kısa bir söyleviyle noktalayalım:

"Dostlar korkmayın hayattan! Her şeyden önce hayatı sevmeyi öğrenmemiz gerekir. Hayat, bizi çevreleyen dünyada değil, kendi içimizdedir. Etrafı insanlarla çevrili bir insan olmak, durum ne olursa olsun hep insan kalmak, zayıf düşmemek, yere yıkılmamak....hayat budur işte! Hayatın gerçek manası budur!"

Yorum Ekle