Misafir yazardan: Rusya’da düğün yapan Türk’ün hikayesi

rusyada-düğün-nasıl-yapılır-gezgin-avcı-014 (1)

Bugün benim için önemli bir gün. Evlilik yıl dönümüm ve tam dört yıl oldu. Eşim düğün tarihimiz yani 16 Eylül tarihini pek önemsemese de bugün Türkiye de yapmış olduğumuz hayatımızı birleştirdiğimiz tarihin yıl dönümü. Eşim aslında resmi makamlar tarafından kıyılmış olan nikah tarihinin daha önemli olduğunu söylüyor. Bu kadar rahat oturmuş, böyle bir yazıyı yazmak için bulmuş olduğum vakit aslında bundan kaynaklanıyor.

2011 yılının nisan ayında bütün hazırlıklar yapıldı evraklar, dokümanlar, noter onayları ve apostil kaşeleri tamamlandı Rusya’ya gitmek için uçuş gününün gelmesini beklemeye başladık. İş yerinden izne ayrılmam bilgisi olan bir kaç arkadaşımın sırtıma vurarak beni uğurlamaları dün gibi aklımda. İlk Rusya seyahatimi bu vesile ile yapacak olmam ayrı bir heyecan veriyordu. Aynı şekilde benimle birlikte seyahat edecek olan beni hayatım boyunca hep destekleyen ve yalnız bırakmayan ablam da aynı şekilde heyecanlıydı.

Sonunda yolculuk vakti geldi ve çattı. İstanbul dan Moskova aktarmalı Chelyabinsk şehrine yolculuk için Atatürk Havalimanın dan Rusya devlet hava yolları Aeroflot uçağına bindik. Moskova aktarma filan yaklaşık 6 saatlik uçuş ile vardık. Nisan ayı olmasına rağmen buz gibi hava biraz zorlasa kar yağacakmış gibi çok soğuktu. Şehirdeki göllerin buz tutan yüzeyleri henüz erimemiş.

Hepsi ayrı bir hikaye olmasına rağmen asıl konumuz olan nikah işlemleri için bir kaç gün sonra “Zaks” olarak adlandırılan nikah dairesine gidip benim eksik olan imzalarımızı atmaya gittik. Zaks’ın vermiş olduğu tarih olan 30 Nisan 2011 tarihi geldi sonunda. Fotoğrafçı, gelin arabası, kuaför gibi bütün ayarlamaları yaptık her şeyi tamamladık.

Nikah günü sabahı değişik duygular ile uyandık. Yavaş yavaş hazırlanmaya başladık. Önce kuaför eve geldi. Rusya da isteyen kuaförü eve çağırabiliyor. Eşimin makyajı ve saçlarını yaparken benim görmem yasak olduğu için erkenden hazırlandım ve ev dışında beklemeye başladım. Yavaş yavaş aile üyeleri ve yakın arkadaşlar da eve gelmeye başladılar. Erkekler ev dışında birlikte beklerken gelin arabası da süslenmiş vaziyette kapıya yanaştı. Gelin arabasını da kiralayan firmalar mevcut, biz de kiralama yapmıştık.

Zaman yaklaştıkça herkes dışarıya çıkmaya başladı ve en sonunda müstakbel eşim kapıda göründü. Güzel bir serenomi ile arabaya bindik ve bir kaç araçlık konvoy ile zaksa doğru yola çıktık. Zaksa ulaştığımızda bizden önce nikah kıyan çiftin töreninin bitmesi için bekleme salonuna geçtik. Bizim buradaki nikah törenleri gibi çok kalabalık olmuyor Rusya da. Maksimum 20-30 kişilik törenler oluyor. Tören bitti ve bizi maestro gibi yönlendiren bayanın talimatlarını anlamaya çalışırken nikah dairesinin yabancı ülke vatandaşlarının nikahlarında tahsis ettiği tercüman yanımıza geldi.

Zaman geldi ve giriş müziğimiz çalmaya başladı. Yavaş yavaş salona girdiğimiz de ilginç şekilde nikah masasından başka hiç bir şeyin olmadığını fark ettim. Hiç alışık olmadığım değişik ve muhteşem bir atmosfer vardı. Masanın başında nikah memuru ve diğer tarafında bizim oturmamız için iki adet sandalye, konuklar salonun diğer tarafında ayakta bekliyorlardı.

Tercümanın yardımı ile nikah memurunun sorularına cevap vererek alışık olmadığımız şekilde imzaları attık. Önce eşim imzaladı nikah defterini. Gelini öpme, tebrikler filan derken başka bir salona geçtik. Orada bizim için şampanya patlattılar ve herkese çikolata ikram ettiler. Zaks taki en güzel kutlama ise binanın dışında beyaz güvercinleri gökyüzüne bırakmak oldu.

Herkes arabalara bindi şehrin önemli uğrak noktalarına gezmeye gittik. Rusya da her yerde sokaklarda, caddelerde ve parklarda gelin-damat görmek mümkün. Törene katılanlar ile birlikte sokak ve caddelerde yürüyüş yapılıyor, fotoğraf çekiliyor ve şampanya içiliyordu. Güzel ve değişik adetleri var.

Düğün kafilelerin uğrak yeri olan güzel bir parka gittik. Çok güzel anıtlar ve aksesuarlar vardı. Aşk anıtı üzerinde asma kilit taktık. Fotoğraflar çekildik ve güldük eğlendik. Herkes için değişik bir atmosfer oldu. Arabalara bindik ve eğlencenin yapılacağı restorana gittik.

Çok büyük olmayan zaten maksimum 30 kişilik bir salon hazırlamışlardı bize. Güzel bir tören ile salona girdik. Herkes ellerinde kurdelalar tünel yapmışlardı. Her kurdelanın üzerinden geçerken bir tane güzel dilek dile getiriliyordu. Tünelin sonunda eşimin annesi elinde kocaman bir ekmek ile bizi bekliyordu. Ekmeğin tam tepesinde tuz vardı ve espirisi gelin-damat birer parça ekmekten kopartacak ama en büyü parçayı kim koparır ise evde söz sahibi o olacak. Tabi ben yarım yamalak Rusça ile sadece parça koparmayı anladığım için kibarlık olsun diye küçük bir parça kopardım. Eşim ise kocaman bir parça koparınca herkes onu tebrik etmeye başladı.

Salonun ortasında U şeklinde büyük bir masa vardı. Üzerinde çok kalabalık yemekler, mezeler, içecekler vardı. Bizi baş köşe oturttular ve mikrofonu hemen verdiler elime. Özel günler de herkes güzel dileklerini beyan ediyordu. Yıllarca İstanbul’da yaşamış ve şimdi Chelyabinsk’te evlenmiş ve yaşayan Oleg tercüme konusunda bana çok yardımcı oldu. Konuşmamı tercüme etti ve gece boyu hiç yanımdan ayrılmadı.

Rusya da başka bir adet ise nikah kıyıldıktan hemen sonra başlayan akıllarına geldikçe haykırdıkları “Gorika” sözcüğü. Gorika diye biri bağırdığı zaman gelin ve damat öpüşmeye başlıyor. Bu durum tören boyunca o kadar tekrarlandı ki sayısını hatırlamıyorum.

Değişik oyunlar, danslar, şarkılar hepsi çok güzel. Sadece oturup yemek yemek yok. Eğlenceli ve nasıl geçtiğini anlamadığın zaman var. Müthiş keyif aldım hepsinden.

Düğün boyunca şişelerce alkol tüketildi. Nazdarovya (Şerefe) dendiğinde kadeh tek dikişte bitirilmeli. Ne kadar alkol aldığımı bilmiyorum. Zaten gecenin sonunda hiç bilmediğim dilde şarkılar söyleyince herkes beni bağrına bastı oracıkta.

Cenk Öztürk – gezginavci

One Response

  1. Cenk Öztürk 19.07.2016

Yorum Ekle