Nazım Hikmet soluklu Puşkin şiiri: Kleopatra ve Aşıkları

kleoptara

Bazı şeyleri “bilmek” lazım… Kadriyle, kıymetiyle, ismiyle ve cismiyle… Unutmamak, hafızanın ateşini zaman zaman körüklemek lazım… Tıpkı Puşkin’in ve Nazım Hikmet’in şiirleri gibi. Ve de Nazım’ın hayatındaki tek Puşkin çevirisi “Kleopatra ve Aşıkları” gibi… Kompas dergisinin düzenlediği ve yayınladığı bu eser sizlerle..

Saray pırıl pırıl. Şarkıcılar hep bir ağızdan

Destan okuyorlardı, filâvta ve rubabın akışıyla.

Melike sesiyle ve bakışıyla

Canlandırıyordu ziyafeti ihtişam içinde.

Gönüller sürükleniyordu onun tahtına doğru

Fakat altın tasın önünde, O, birdenbire daldı derinlere

Mucizeli başını, omuzuna eğip durdu.

 

Ve şimdi muhteşem ziyafet sanki uyukluyordu,

Davetliler susmuştu. Şarkıcılarda ne ses, ne seda vardı!

Ama işte, eğilen başını O kaldırdı yine,

Işıklı bir yüzle başladı sözlerine:

“Mutluluğunuz sizin, benim aşkımdadır,

Dinleyin beni, ben dilersem eğer, siz

Benimle bir olabilirsiniz.

İhtiras alışverişine kim giriyor, kim?

 

Aşkımı satıyorum ben,

Hayatı pahasına bir gecemi benim

Söyleyin, kim satın alacak içinizden?”

 

Sustu ve korku sardı herkesi,

Yürekler burkuldu şehvetle…

O, yüzünde soğuk bir cüretle

Dinlemektedir şaşkın mırıltıları

Ve küçümseyen bakışlarını ağır ağır

Hayranlarının üstünde dolaştırmaktadır.

Birden bir insanın çıkışıyla yarıldı kalabalık

Onun peşinden geldi iki kişi daha

Duruşları pervazdı, gözbebekleri ışık.

Melike karşılıyor gelenler ve böylece

Alışveriş bitiyor: satın alınıyor üç gece.

Ölüm odasıdır çağıran onları artık.

 

Şimdi kutsal kâhinler

Donakalmış davetliler önünde

Uğursuz kâseden

Sıra kur’asını çekiyor birer birer.

Birinci Flavius, son Roma bölüğünde

En yırtıcı asker.

Çıldırtabilirdi onu

Katlanmak bir kadının azametine,

O kabul etmişti zevkin meydan okuyuşunu,

Kızgın kavga günlerinde koşar gibi

Düşmanın davetine.

İkinci, Kriton, genç hakim,

Epikür bahçelerindendi,

Kharite’lerin, Kıbrıs’ın, Amur’un

Şairi ve hayranlarındandı.

Üçüncü, yeni açmış bir bahar çiçeği gibi

Okşuyordu gözü ve kalbi.

Ünlü değildi, adı asırlarda tutmamıştı yer;

Yavaşça gölgeliyordu

Dudaklarını ilk tüyler;

Genç yüreğinde tecrübesiz gücü

Kaynıyor ihtirasla;

Heyecan ışıldıyor gözlerinde.

Mağrur Melike hüzünlü bakışlarını;

Dondurdu onun üzerinde.

 

“Ant içerim…

Ey zevklerin anası,

Mislini görmediğin gibi hizmet edeceğim sana.

Satılık bir cariye gibi gireceğim,

Kandırıcı ihtirasların odasına.

Dinle beni, gücü büyük Kıbrıslı sen,

Ve siz yer altı hükümdarları,

Ey gazaplı Ayda’nın ilahları,

Yemin ederim ki, sabah şafak sökene kadar

Arzularıma hükmedenleri, ben

Tatlı ihtiraslarla doyuracağım,

Ve bütün esrarlı aşk hünerleriyle

Ve misilsiz bir rehavetle onları yoracağım.

Ama, kızıl sabah ışıklarıyla,

Sökünce ölümsüz şafak,

Yemin ederim ki ölümün baltasıyla

Bu bahtiyar başlar yuvarlanacak.”

 

Ve işte artık gün batıyor,

Altın bir yay gibi doğuyordu ay.

Örtüldü baygın gölgelerle

İskenderiye’de saray.

Fıskiyeler coşuyor, meşaleler tutuştu.

Buhurdanlar tütüyor ağır ağır, yer yer…

Dünya ilâhlarının bekliyor emirlerini

Tatlı, ihtiraslı serinlikler.

Sessiz ve ihtişamlı karanlıkların,

Gönlü çeken mucizeleri arasında,

Ve gölgesinde erguvani perdelerin

Işıldıyordu altın oda… 1828

 

Şair: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Çeviri: Nazım Hikmet Ran

Чертог сиял. Гремели хором

Певцы при звуке флейт и лир.

Царица голосом и взором

Свой пышный оживляла пир;

Сердца неслись к ее престолу,

Но вдруг над чашей золотой

Она задумалась и долу

Поникла дивною главой…

 

И пышный пир как будто дремлет:

Безмолвны гости. Хор молчит.

Но вновь она чело подъемлет

И с видом ясным говорит:

– В моей любви для вас блаженство.

Блаженство можно вам купить…

Внемлите ж мне: могу равенство

Меж нами я восстановить.

Кто к торгу страстному приступит?

Свою любовь я продаю;

Скажите: кто меж вами купит

Ценою жизни ночь мою? –

 

Рекла – и ужас всех объемлет,

И страстью дрогнули сердца.

Она смущенный ропот внемлет

С холодной дерзостью лица,

И взор презрительный обводит

Кругом поклонников своих…

Вдруг из толпы один выходит,

Вослед за ним и два других.

Смела их поступь; ясны очи;

Навстречу им она встает;

Свершилось: куплены три ночи,

И ложе смерти их зовет.

 

 

Благословенные жрецами,

Теперь из урны роковой

Пред неподвижными гостями

Выходят жребии чредой.

И первый – Флавий, воин смелый,

В дружинах римских поседелый;

Снести не мог он от жены

Высокомерного презренья;

Он принял вызов наслажденья,

Как принимал во дни войны

Он вызов ярого сраженья.

За ним Критон, младой мудрец,

Рожденный в рощах Эпикура,

Критон, поклонник и певец

Харит, Киприды и Амура.

Любезный сердцу и очам,

Как вешний цвет едва развитый,

Последний имени векам

Не передал. Его ланиты

Пух первый нежно отенял;

Восторг в очах его сиял;

Страстей неопытная сила

Кипела в сердце молодом…

И грустный взор остановила

Царица гордая на нем.

 

– Клянусь, о матерь наслаждений,

Тебе неслыханно служу,

На ложе страстных искушений

Простой наемницей всхожу.

Внемли же, мощная Киприда,

И вы, подземные цари,

О боги грозного Аида,

Клянусь – до утренней зари

Моих властителей желанья

Я сладострастно утомлю

И всеми тайнами лобзанья

И дивной негой утолю.

Но только утренней порфирой

Аврора вечная блеснет,

Клянусь – под смертною секирой

Глава счастливцев отпадет.

 

 

И вот уже сокрылся день.

Восходит месяц златорогий.

Александрийские чертоги

Покрыла сладостная тень.

Фонтаны бьют, горят лампады,

Курится легкий фимиам,

И сладострастные прохлады

Земным готовятся богам.

В роскошном сумрачном покое,

Средь обольстительных чудес,

Под сенью пурпурных завес,

Блистает ложе золотое.

 

Александр Сергеевич Пушкин

Назым Хикмет Ран

Yorum Ekle