Tolstoy ve Turgenyev’i düelloya kadar götüren olay

turgenev tosltoy1

Sadece Rusya’da değil, dünya edebiyatında çığır açmış iki usta yazardan bahsediyoruz. Aralarında gerçekleşen bir olay, belki bu iki yazardan birisinin; belki de ikisinin birden yazdıklarının bir kısmının olmamasına neden olacaktı. En sonunda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim ve diyelim ki, yaşça büyük olarak alttan alan Turgenyev’e minnettarız.

Turgenyev Tolstoy’dan 10 yaş büyüktü ve edebiyat dünyasına ondan çok daha önce girmişti. Hatta henüz Tolstoy’un ilk yazmaya başladığı süreçte onu sıkı sıkıya takip etmiş ve Sivastapol skeçleri ile Tolstoy’u hayranı olduğu bir yazar olarak edebi çevrelere takdim etmişti. Edebiyat alanında bir ağırlığı bulunan Turgenyev’in önayak olmasıyla Tolstoy, yazılarını geniş yığınlara ulaştırmaya başlamıştı.

Turgenyev’in, Tolstoy’un yazın hayatında bir dönüm noktası var etmesiyle iki büyük yazar sıkı bir dostluk kurmuş ve yıllarca edebiyat, yaşam, Rusya, batı üzerine tartışmalarda bulunmuşlardı. Gerçekleşen bu buluşmalar ikilinin birbirine sıkı bir bağ ile bağlı kalmasını sağlamış ve yazdıklarında da etkili bir hal almaya başlamıştı. Tüm bunlara rağmen bir gün, yaşanan bir olay sıkı dost olan bu iki yazarın tam 17 yıl küs kalmasına sebep olmuştu. Hatta yaşanan bu olay, bir düello nezdinde tartışmanın ölümle sonuçlanma riskini bile ortaya çıkarmıştı.

Olay 1861 yılında, Turgenyev’in şaheseri Babalar ve Oğullar kitabının el yazmalarını henüz bitirdiği bir dönemde yaşanmıştı. Bu dönemde Turgenyev yurt dışından henüz dönmüştü ve hemen, yazdığı kitabı Tolstoy’a okutmak istemişti. Tolstoy kitabın ilk halini okumak için yalnız kalmıştı. Turgenyev, tekrar onun yanında geldiğinde Tolstoy’un kitabın başında uyuyakaldığını görmüş ve hızlıca odadan geri çıkmıştı. Buna rağmen herhangi bir tartışma bu konu üzerine ortaya çıkmamışsa da ikili arasında pek bahsi geçmeyen bir gerginlik doğurmuştu.

Ertesi gün sıkı dostlar, dönemin önemli şairlerinden Afanasy Fet’in evinde tekrar buluşmuşlardı. 17 yıl sürecek olan küslük, tam da bu güne denk düşecekti. Lev, İvan, Fet ve eşi sohbet ederken konu Turgenyev’in kızının bakımı için tuttuğu İngiliz kadının yani mürebbiyenin bahsine geçmişti. Ardından Turgenyev kendi kızına mürebbiyenin, harçlığının bir kısmını bağışlaması gerektiğini telkin ettiğini anlatmıştı. Burada da kalmayıp eski kıyafetlerin alınıp yamanarak fakirlere tekrar verilmesi için kızını yetiştirdiğini söylemişti mürebbiyenin. Ardından aralarında can alıcı, her şeyin altüst olmasına sebep olan şu tartışma geçmişti:

Tolstoy: Sen de bunu doğru buluyorsun öyle mi?
Turgenyev: Tabii, insan böylece yoksulluğun ne olduğunu daha iyi anlar.
Tolstoy: Ben hiç öyle düşünmüyorum. Süslü püslü bir kızın, yoksulları anladığını söyleyerek raks ettiğini sanıyorum.
Turgenyev: Sevgili Lev Nikolayeviç, lütfen böyle konuşmayın.
Tolstoy: Neden konuşmayacakmışım? İnandığım şeyleri söylüyorum ben.
Turgenyev: Siz şimdi bana, kızımı yanlış yetiştirdiğimi mi söylüyorsunuz?
Tolstoy: Düşündüklerimi söylüyorum.
Turgenyev: Eğer böyle konuşursanız ben de şimdi suratınıza yumruk atar, sizi sustururum.

Şiddetli bir sinir krizine bürünen Turgenyev, Fet ve eşinden müsaade isteyerek evi terk etmişti. Tolstoy ise Turgenyev’in son söylediklerinden ve çekip gitmesinden dolayı kendini onuru kırılmış hissetmişti. İlk etapta Turgenyev’e davranışının onur kırıcı olduğunu kabul etmesini ve bu yüzden özür dilemesini önerdiği bir mektup göndermişti. Birtakım aksiliklerden dolayı Turgenyev’in mektuba cevap verememiş olmasını kasti bir hareket sanan Tolstoy, bu sefer başka bir not göndermişti. Not ise gayet açıktı:

Bizim düellomuz şampanya tokuşturmakla sonuçlanan gülünç edebiyatçı düellolarından olmayacak. Av tüfekleriyle sahi bir düello olacak.

bunun ardından Turgenyev cevaben şu mektubu atacaktı:
Sizi hiç yoktan aşağıladım, biliyorum. Yine de özür diledim. Şimdi kızgınlığımın sebebini konuşmaktan yana değilim. Bizim gibi insanların var oluşları arasında sorunların çözülmesi çabası boşuna bir iştir. Tarih, bize bunu göstermiştir. Bu yüzden size şunu bildirmeyi yararlı hatta zaruri görüyorum, aramızdaki bağlar artık tamamen kopmuş bulunmaktadır.

Evet bir düello olmaz. İki yazar uzunca süre yan yana bile gelmez. Fakat mektuplar ve edebiyat çevreleri üzerinden farklı bir düello yıllar yıl devam eder.

Anna Karenina’nın olmadığı bir dünya düşünün ya da Savaş ve Barış’ı daha iyi yazabilecek bir yazarın olabilirliğini.
bir anlık öfkeyle, düelloya varan kavganın ardından belki de basılamayacak olan bir Babalar ve Oğullar…

Yıllardır dünya üzerinde derin izler bırakan bu kitapların edebiyat tarihinde yerini almamış olması belki pek bir şey kaybettirmezdi dünyaya ama varlıkları, hala çok şey katmakta.
Lüçük Lev, o esnada yeşil dalı nasıl aramıştı, kim bilir…
Yine de biz yumuşak başlılığı, tevazusuyla minnettarız Turgenyev’e mahrum kalmadığımız eserler adına.

Yorum Ekle