Ünlü piyanist Anjelika Akbar Rus-Türk krizinin çözüm anahtarını verdi

anjelika-akbar-yeni-albumu-likafoninin-ilk-solo-konserini-akinguc-oditoryum-ve-sanat-merkezinde-veriyor

İstanbul’da yaşayan SSCB kökenli ünlü piyanist Anjelika Akbar, Türkiye-Rusya ilişkilerindeki sorunların aşılması için “Bir an önce ne gerekiyorsa yapalım” dedi. Akbar, “Sanatçı ve aydınlar bu konuda daha çok elini taşın altına koymalı. Çünkü ara ne kadar açılırsa kapanması o kadar zor olacak. Komşuyuz. Rusya önemli bir partner. Ruslar Türkleri gerçekten çok seviyor. Üzücü ama böyle bir olay oldu. Bundan sonra önümüze bakmalıyız” dedi.

Zaman’dan Ali Pektaş’ın söyleşisi:

Besteci ve piyanist Anjelika Akbar bugünlerde farklı bir heyecan yaşıyor. Deniz Müzesi’ndeki Pitoresk İstanbul adlı sergi için koşturuyor. Bu sergi normalde Ayvazovski’nin İstanbul’u adıyla olacakmış ama uçak krizi sonrası konsept değişmiş. Müzisyenle hem sergiyi, hem de müzik çalışmalarını konuştuk.

Şu an Deniz Müzesi’nde yer alan Pitoresk İstanbul sergisine ilham olan Ayvazovski’nin İstanbul’u projesi nasıl doğdu?

Boyut Yayın Grubu ile bambaşka bir proje için bir araya gelmiştim. Ama gerek genel sanat yönetmeni Murat Öneş gerekse genel yayın yönetmeni Bülent Özükan, Ayvazovski aşkı ile yanıp tutuşuyorlardı. ‘Bir kitap yayınlamak istiyoruz ama bu bize yetmiyor. Ulaşmak istediğimiz görüntülere de ulaşamadık birlikte yola çıkalım’ dediler. “Sadece kitapla kalmayalım bir dijital sergi yapalım. Bunun için de özel bir teknik üretelim.” dediler. Sergi deyince işin içine müzik de girdi. Burada benim besteci yönümün de etkisi oldu.

Ama sadece besteci olarak kalmamışsınız. Projeyi sahiplenmişsiniz…

Evet. İlk başta benim organizasyoncu tarafım öne çıktı. Rusya’daki saray ve müzelerden yüksek çözünürlüğü olan fotoğrafları satın aldık. Kazakistan, Tacikistan, Baltık cumhuriyetlerinden, Amerika ve Avrupa’daki özel koleksiyonlara kadar her yeri taradık. 500’e yakın görüntü satın aldık. Ağırlıklı olarak Ayvazovski’nin İstanbul görüntüleri. Rivayetlere göre en az 200 tane İstanbul tablosu var. Türkiye’de bir iki özel koleksiyon haricinde neredeyse hiç eseri yok. Projenin ismi de Ayvazovski’nin İstanbul’u oldu. Yola çıktığımızda bilinen 30 İstanbul temalı tablosu vardı. Bizim çalışmamızdan sonra 63’e yükseldi.

Bir nevi arkeolojik bir çalışma diyebilir miyiz?

Öyle oldu. Sonra bulduklarımızı kategorize ettik. Dev duvarlarda gösterilmek üzere cotex art tekniği ile yapılmış 45 dakikalık dijital bir sergi hazırladık. Bilim, sanat ve müzik bir araya geldi. Ön gösterimlerini New York, Saint Petersburg, Ankara ve Erivan’da yaptık.

AYVAZOVSKİ’NİN İSTANBUL’U

Ama halihazırda İstanbul’da bulunan sergi Ayvazovski’nin İstanbul’u değil. Pitoresk İstanbul. Neden konsept değişti?

Tam sergiyi açacaktık ki, birdenbire Rusya ve Türkiye krizi çıktı. Ayvazovski Rus bir ressam olduğu için konsepti değiştirmek zorunda kaldık. Burada sadece Ayvazovski değil beş tane daha İstanbul âşığı ressamı iki yüz yıl önceki İstanbul’u resmetmek üzere bir araya getirdik. Sadece resim değil gravürler de var. Bu sergide sadece besteci olarak değil müzik direktörü olarak da yer aldım. Hem benim bestelerim hem de bu proje için seçtiğim eserler var.

SERGİYİ RUSYA DONDURDU

Serginin Rusya ayağı olmayacak mı?

Kriz olmasaydı İstanbul Deniz Müzesi’nden sonra Saint Petersburg Deniz Müzesi’nde açacaktık. Rusya tarafından da sponsor bulunmuştu. Rusya ile krizden üç gün sonra orada toplantımız olacaktı. Çok güzel bir köprü olacaktı. Ama krizden sonra dondurulmuş vaziyette.

RUSYA’YA KALBEN BAĞLIYIM,BURAYA AŞIĞIM

Hem Rusya’yı hem de Türkiye’yi bilen bir insan olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben bir köprünün ortasındayım. Orada doğdum ve o kültürün eğitimini aldım. Oraya kalben bağlıyım. Ama buraya gelip âşık oldum ve yaşamaya karar verdim. Rusya da, Türkiye de benim kalbimde iç içe. Çok üzgünüm. Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkiler kolay kurulmadı. İki taraftan büyük fedakarlıklar sonucunda bu noktaya geldi. Onun için bu ara çok fazla açılmadan bu durum iyileşsin.

SORUNU SANATÇILAR ÇÖZER

Sizce bu sorun nasıl çözülmeli?

Bu ortamda halkların bu köprüleri onarması için de fırsat tanınmalı. Çünkü Türk ve Rus halkının birbiri ile bir sorunu yok. Kültür-sanat ve bilim dalında birçok etkinlik yapılmalı.

Ne gibi mesela?

Mesela Antalya’da birçok Rus yaşıyor. Mesela bu Ayvazovski’nin İstanbul’u sergisi Antalya’da yapılsa ne kadar güzel olur. Ayvazovski’nin İstanbul’a duyduğu aşkı Türkler Ruslara duyuyorlar mesajı verilmiş olur. Böyle bir proje düşünüyorum.

HER İKİ ÜLKEYİ KALBİNDEYAŞAYAN ÇOCUKLAR

Bu krizden en çok kim etkileniyor sizce?

Burada bir Türk’le evlenen Rus’un en az yirmi kişilik bir akrabası var. Aynı şekilde Rusya’da da böyle. Bir de bu evlilikten doğan çocuklar var. Hem Türk hem Rus. Mesela benim oğlum Timur öyle. Onlar her iki ülkeyi kalbinde doğuştan birleştiren çocuklar. Her iki ülke de onların memleketi. Şimdilik onların sesi çıkmıyor. Bir de Rusya’da eğitim gören Türk çocukları ya da Türkiye’de eğitim gören Rus çocuklarının sıkıntı yaşadığını duyuyorum. Sanatçı ve aydınlar bu konuda daha çok elini taşın altına koymalı. Çünkü ara ne kadar açılırsa kapanması o kadar zor olacak. Komşuyuz. Rusya önemli bir partner. Ruslar Türkleri gerçekten çok seviyor. Üzücü ama böyle bir olay oldu. Bundan sonra önümüze bakmalıyız. Bir an önce ne gerekiyorsa yapalım.

BU PROJE DESTEKLENMELİ

Böyle bir proje yapmak bir bakıma Don Kişotluk demek. Yeterince destek alabiliyor musunuz?

Çok pahalı bir proje. Bizim burada sponsorumuz yok. Bundan sonraki projeler için desteğe ihtiyacımız var. Çünkü bu zamana kadar bir kültür hizmeti olarak yürüdü. İnsanlar “Neden bunu yapıyorsunuz? Deli misiniz?” diye soruyor. Çok zor böyle büyük bir projeyi yapmak. Çünkü müzeye kira ödüyoruz. Dijital malzemeler çok pahalı. İnsanlar çok beğeniyor ama bizim de desteğe ihtiyacımız var.

DENİZ MÜZESİ’NDEKİ SERGİ EYLÜLE KADAR UZATILDI

Peki ne zamana kadar devam edecek Pitoresk İstanbul sergisi?

Normalde 22 Mayıs’a kadar yapacaktık ama çok ısrar geldi. Taşın altına elimizi koyduk. Serginin içeriğini eylül ayında başka bir konu ile değiştirmek üzere eylüle kadar uzattık süreyi. Elimizde çok değerli konular ve görseller var. Ama birileri buna destek olmalı. Çok özel teknik kullanıyoruz. Çok büyük bir ekip çalışıyor. Bunun bir saniyesi çok masraflı. Sergimizi Deniz Müzesi’nde haftaiçi 17.00’ye kadar hafta sonu ise 18.00’e kadar ziyaret edebilirsiniz. Bu sergiyi gelip görmek ve yaşamak gerekiyor. Bir terapi gibi. Bütün bir gün oturabilirsiniz.

Bu arada Hakan Aysev ile Mutlu Aşk Şarkıları isimli proje yaptınız. O nasıl bir deneyimdi sizin için?

Hakan Aysev’le uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz var. Hep bir araya gelip bir şeyler yapmak istiyorduk. Geçen sene tam da Sevgililer Günü’ne yakın bir zamanda bir araya geldik. O zaman içeriği aşk olsun dedik. Bu sefer mutlu aşk şarkıları olsun dedim. Zor olsa da dünya literatüründe yer alan mutlu aşk şarkılarını bulduk. Çok dilde güzel bir albüm oldu. Benim bestelerim de var içinde. İlahiden tangoya uzanan bir yelpazesi var.

Müzik adına başka neler yapıyorsunuz?

Edebiyat ve görselliğin iç içe olmasını seviyorum. Belki de o yüzden bestelediğim eserlere henüz çekilmemiş filmlerin müzikleri diyorlar. Çok sinematografik diyorlar. Sinema projelerinde daha çok yer almak istiyorum. Birçok senaryo geliyor ama kalbime dokunan fazla olmuyor. Çünkü ben mekanik olarak müzik yapamıyorum. Sırf parası için bir şey yapamıyorum.

Zaman

Yorum Ekle